Çevre Bakanlığı, Ege kıyılarını betona boğacak planı sessizce askıya çıkardı

Çevre Bakanlığı sitesinde yapılan duyuru ile Muğla-Aydın illeri Bütünleşik Deniz Kıyı Alanları Yönetim Planı (BKAP) askıya çıktı. 2020’de tepkiler üzerine geri çekilen planla ilgili Oksijen Gazetesi’nde Ferhat Boratav yazısında şunları ele aldı;

“Seçim heyecanının tüm memleketi iyice sardığı şu günlerde, Çevre Bakanlığı sitesinde yapılan duyuru ile Muğla-Aydın illeri Bütünleşik Deniz Kıyı Alanları Yönetim Planı’nın (BKAP) askıya çıkarıldığını öğrendik.
Türkiye çapında 7 alt bölgede deniz kıyı alanları bütünleşik yönetim planı çalışması uzun zamandır sürdürülüyor. Muğla-Aydın alt bölgesi için ilk plan 2020 yılında onaylandı ve yayınlandı.

2004-2006 yıllarında Bozburun’a küçük bir balık çiftliği kurulmuştu. 2 yılda yaşanan kirliliği kelimelerle anlatmak mümkün değil. Şimdi bu cennet yine risk altında…

Tepkiler yükseldi: “Bu plan bir saatli bomba. Kıyılarımız betona boğulacak. BKAP taslağı Çevre Düzeni Planı’nı dikkate almıyor. BKAP koruma-kullanma dengesini gözetmiyor. Bırakın Muğla kendi planını yapsın. Bırakın Muğla cennet kalsın…” Tonla itiraz, plan revize edilmek üzere geri çekildi. Yenisi hazırlanmış; sessiz sedasız (26 Mart’ta) yeniden Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanmış ve 27 gün sonra, seçim atmosferinin zirve yaptığı şu günlerde (19 Nisan’da) askıya çıkarılmış. Henüz bir tepki görmedim. Belli ki seçim heyecanıyla fark edilmedi.

PEKİ NEDİR BU BKAP?

Bütünleşik Kıyı Alanları Planı… ‘Kıyı’ denizle karanın buluştuğu çizgidir. ‘Kıyı kenar çizgisi’ denizin med-cezire, sahilin eğimine, dalga şiddetine bağlı olarak kıyının içine girme sınırıdır. Bazı yerde 30 santim çakıllı-kayalık bir bölge, bazı yerde 30 metre kumsal olabilir. ‘Sahil şeridi’ dediğimiz de kıyı kenar çizgisinden sonraki 100 metrelik alandır.

Bütünleşik Kıyı Alanı Planı öncelikle bu 100-150 metredeki yat marinası, basit iskele, balıkçı barınağı, yolcu-yük gemisi limanı, sahil şeridindeki turizm tesisleri gibi fiziki yapıları tanımlar-belirler. Bütünleşik Kıyı Alanı Planı ikinci aşamada “Deniz-Kıyı Etki Alanı” adı verilen; deniz tarafında 2-4 km; kara tarafında 10 km’ye kadarlık bir bölge için gelişim-risk analizlerini yapar ve stratejileri belirler. Planın bu saptamaları, hazırlanacak imar planları için yol göstericidir. Farklı olabilir, ama BKAP’a aykırı imar planı yapılamaz.
Örneğin bağlayıcı niteliği olan Çevre Düzeni Planları’nda eski tabirle 1’inci, 2’inci, 3’üncü derece Doğal SİT vardır. 1’inci derece koruma alanında çivi bile çakamazsınız.

Göcek ve Fethiye Körfezi için hazırlanan plan böyle. İnlice’den Katrancı’ya kadar ormanlarla kaplı kıyı şeridi turuncuya dönmüş.

BKAP’da ise 1’inci (sarı renkli), 2’inci (turuncu renkli) ve 3’üncü derece (kırmızı renkli alan ile) tercih edilecek yapılaşma bölgesi tanımlanır. Burada öncelikler tersine döner. Doğanın korunması için her türlü önlemin alınması hedeflenir. Ama 1’inci derece tercih edilecek yapılaşma alanında hemen inşaata başlayabilirsiniz. Eğer bölgede 1’inci derece alan yoksa, 2’inci derece öncelikli bölgede yapılaşma kararı için bakanlığa başvurulur, 2’inci derece de uygun yer yoksa bakanlığa son tercih edilecek 3’üncü derece alanın yeniden değerlendirilmesi için başvurulur. Yani eninde sonunda bakanlık yapılaşma için bir yer bulabilir.

2020 VE 2023 FARKI

Ben bir uzman değilim, ama fotoğrafa, yani sarı, turuncu ve kırmızı kıyı şeritleri belirlenmiş bir haritaya baktığım zaman kafamda çalan tehlike zilleri konusunda hiçbir kuşkum yok. 2020’deki plana tonla itiraz yapılmış. 3 yıl arayla yapılan revize planlardaki farka bakıyorum. Yapılaşmada 3’üncü derece olan, yani paftalarda kırmızı ile işaretli; yapılaşma için en son tercih edilecek pek çok alanın 2’inci dereceye, yani turuncu bölgeye yükseltildiğini görüyorum.

Plan hükümlerinde bu bölgelerde pek çok yapılaşma için “İdare’nin izni yeterli” hale geliyor. Yapılaşma kolaylaşıyor. Benim ilgi alanım Mavi Yolculuk bölgeleri. Gökova’dan Patara’ya mavi kıyılarımızda 2020 ve 2023 paftalarında yapılaşmada tercih edilebilir hale getirilen (3’üncü dereceden 2’inci dereceye yükseltilmiş) bölgeleri şöyle sıralayabilirim:

? Gökova’da muazzam bir felaket: Bördübet ile Sedir Adası arasında kalan mavi yolculuk kıyılarımızın en eşsiz dantelası, orman ile denizin buluştuğu en bakir bölge; Çatı, Yedi Adalar, Tuzla, İngiliz Limanı, Çanak, Karacasöğüt 2’nci derece yapılaşabilir bölge ilan edilmiş. Sözün bittiği yer!

? Datça Yarımadası güney kıyıları: Çok ilginç… Çiftlik (Kurucabük) ile Bencik arasında Günlücek, Hurmalı, Kurtbükü, Dal Bükü gibi 3-5 ıssız koy var. Bu koylar ve hemen bitişiğindeki Bencik-Sucağız koyları arası. (D-Maris’e komşu Sucağız Koyları harika bir süper lüks otel alanı olarak düşünülüyor olabilir.)

? Hisarönü güney kıyıları: Yine ilginç bir bilimsel tespit! Kocabahçe-Dirsekbükü arasındaki kıyılar. 5 yıl önce kabul ettirilemeyen Doğal SİT alanı statü değişiklikleri planında da doğa harikası bu bölgenin statüsü düşürülmek istenmişti. Kim ne yapma peşinde bu bölgede, bir bilgimiz yok.

? Yeşilova Körfezi: Ayaca Bükü’nden Bozburun’a, oradan Söğüt’e; karşı kıyıda da Alagelme-Oğlanboğuldu bölgesi. (Bu konu çok vahim, yazının sonunda biraz daha değineceğim!)

? Marmaris Körfezi doğu köşe: Göcek Hamam Koyu’nun 300 metrelik bir kıstak ile Marmaris Körfezi’ne baktığı Gökgemile-Güngörmez koyları vardır. Yerel halk ve gulet kaptanları dışında kimsenin bilmediği, uğramadığı bir yer. Geçtiğimiz 3 yılda nasıl bir bilimsel araştırma yapıldıysa bu koyların rengi kırmızıdan turuncuya dönmüş. Demek ki bir nedeni var. Elbet işitiriz!

Yeşilova Körfezi’nde endişe yaratan soru işaretleri…

? Fethiye Körfezi: Göcek çıkışında İnlice’den Katrancı’ya günlük ormanlarıyla kaplı kıyı şeridi de turuncuya dönmüş.

? Belceğiz Körfezi-Ölüdeniz: Ölüdeniz’den Yediburunlar’a el değmemiş ıssız kıyılar, Kabak Koyu ve Kelebekler Vadisi de dahil olmak üzere zaten 2020 planında da turuncu. Ama 2020-23 paftaları arasında bu bölgede son derece ilginç bir değişiklik var. O da Faralya Sahili’nden Kabak Koyu’na kadar uzanan Aktaş kıyıları. Bu sahil şeridi yeni planda 2’inci dereceden 1’inci derece yapılaşma tercih edilir bölge haline çevrilmiş durumda. Zaten vahşi doğa harikası bu ıssız kıyıda büyük bir turizm tesisi kurma çalışmaları birkaç hafta önce başlamıştı. Şaşırmadım!

BU NASIL BİLİM?

Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetim Planı tüm dünyada hayli karmaşık bilimsel değerlendirmeler ile yapılıyor. Türkiye modeli de, koruma alanları, jeomorfolojik yapı, deniz ve sediman su kalitesi, havalimanına-karayoluna yakınlık, doğal liman varlığı, atık yönetim sistemi gibi yaklaşık 40 ana kriter ve alt kriterlerin ağırlıklı çarpanlara göre değerlendirildiği bir bilimsel matrikse dayanıyor.

Şimdi soru şu: Bu nasıl bir bilimsel değerlendirme ki, 3 yıl içinde (sayısız çevreci itirazı değerlendiriliyor ve…) mavi kıyılardaki yapılaşma alanı önerileri daha da yükseltilebiliyor? Yanıt verebileceğim bir şey değil.
Plan hükümlerinde şöyle bir madde var: “6.2.10. Bu planda 1. ve 2. öncelikli bölge olarak gösterilmiş olsa dahi, çevresel hassasiyeti yüksek, turizm potansiyeli bakımından marka değeri olan ve korunması gereken alanlarda (Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu, Güzelçamlı-Karine Gölü-Güllük Deltası-Dalyan Boğazı- Kaya Mezarları – İztuzu Plajı – Sarıgerme – Knidos) kıyı yapısı yapılamaz.”

Peki madem ki, örneğin Kelebekler Vadisi’ne kıyı yapısı yapılamaz (zaten Kesin Korunacak Alan olarak tescili de yapıldı), neden burası 2’nci öncelikli yapılaşma bölgesi olarak işaretli? Raporda bu koy için “turizme kazandırılmalı” da deniyor. Turistik tesislere açık kapı mı bırakılıyor? Bu da yanıtlayabileceğim bir şey değil.

Yeşilova Körfezi’nde endişe yaratan soru işaretleri…

Yeşilova Körfezi: Bu kadar olmaz

Tek bir yer üzerinden durum özeti yapayım. Herkes istediği sonucu çıkarabilir!

1- Geçen yıl (2022 yaz ayları) Yeşilova Körfezi kıyılarında, Bozburun, Söğüt köylerinde dolaşıyorum. Eş-dost, tanıdıklarla sohbet ediyoruz. Biri diyor ki; “Bak Ali abi, şu karşı kıyılara bir bak. 50 metrekare arsalar bile satıldı. Körfezin karşı kıyısında, Karaburun’da el değiştirmeyen tek bir parsel kalmadı.”
O parseller eskiden 1’inci derece doğal SİT alanı idi. Çivi çakan hapse atılırdı. Ne oldu da, bilimsel analizler bu koca körfezin kıyılarını “kırmızı”dan “turuncu”ya; 2’inci derece yapılaşma bölgesine çevirebiliyor?

2- Yeşilova Körfezi’nin denizcilik açısından merkezi Bozburun’dur. 3 mil derinliği olan bu kapalı alandaki 20’ye yakın küçük koyun lacivertten camgöbeğine uzanan kıyılarında, yaz aylarının yoğun günlerinde 200-300 tekne birbirine dokunmadan konaklayabilir. Bu BKAP çalışması, Bozburun’a koca bir marina ve yıllar önce, yıllarca uğraşarak söküp attığımıza benzer bir balık üretim çiftliği önermiş.

(Tanığıyım; 2004-2006 yıllarında, Bozburun Çomçalık (Dat Bükü) kıyısına hepi topu 5-6 küçük kafes bir amatör balık çiftliği kurmuşlardı. 3 yılda Bozburun’un tamamı bir sanayi bölgesi kirliliği köpük seviyesine ulaşmıştı.) Yeniden bir balık çiftliği kurulursa… Üstüne bir de koca marina… Garanti veririm, 2 yıl sonra Bozburun’da deniz öyle bir kirlenir ki, ayağınızı bile sokamazsınız. Kusura bakmayın; bunları öneren bilim insanlarına, uzmanlara söyleyecek kelime de bulamıyorum!

MUĞLA PLANINDA SORU İŞARETLERİ

Planın ekonomik hedef ve stratejilerinde sakin yaşamı tercih eden Ege ahalisini irkiltecek bazı yatırım önerileri var (Bunlara “öncelikli kıyı yapısı önerileri” deniyor):

? Fethiye’de birer kruvaziyer limanı. Oturanlar üzülecek, esnaf sevinecek.

? Yeni su ürünleri merkezleri; Seferihisar yakınlarında bir adet; Bozburun’da bir; Milas’ta iki adet balık çiftliği.

? Karacasöğüt ve Selimiye’de çok tartışmalı iki MUÇEV iskelesi var. Plan, bunları “marina” olarak tanımlanmış. Anlaşılan kamu idaresi, 2021’den bu yana büyük savaş verilen Karacasöğüt’ün yanı sıra Selimiye iskelesini de bir marinaya dönüştürmeye kararlı.

? Plana göre bölgede orta vadede 10 bin yeni yat bağlama hedefi var. Bu çerçevede Didim, Kuşadası, Güllük, Yalıkavak, Bodrum, Bozburun, Fethiye’de 5 yıl içinde 2770 yat kapasiteli 7 marina yapımı gündeme alınmış. Üstelik… Gökova’nın kuzey kıyıları gibi ıssız alanlar değil, içine bir de AVM yapılabilecek kent merkezleri düşünülüyor. Neden? Nitekim askıya çıkarılan planda açıkça, yeni marinalar mega yatlara yönelik kurgulanırsa iyi para kazanılır da deniyor (BKAP Rapor s.45). Peki amatör / mütevazi denizciler ne olacak?

? Lüks yat turizmine yönelik bir cazibe merkezi yaratmak için stratejiler geliştirilmiş. Planda, eğer yakın bir havalimanı yoksa deniz uçaklarının inebileceği alanların belirlenmesi diye bir strateji var. A++ turist çekmek için iyi bir yöntem. Peki, mesela İbiza ya da St. Tropez’ye deniz uçağı inebilir mi? Hayır. Su altı canlılarını koruma kuralları çerçevesinde Avrupa’nın bu tür seçkin (korunan) kıyılarında deniz üstü araçların maksimum hız sınırı 6 mil’dir.

? Marinalar çekek yerleri, su ürünleri üretim alanı önerileri… Peki nerede yapılacak bu kıyı tesisleri? Tam olarak hangi mevkiinin seçildiği belli değil. Çünkü 2020 planında bu tür mevkiler işaretlendiği için çok itiraz gelmişti. Bu yeni planda “İdare yerini belirler” deniyor. Piyango hangi köye, mahalleye çıkarsa, haydi hayırlısı!

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir