AYM, kaçak sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilemeyeceğine karar verdi

Anayasa Mahkemesi (AYM), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) kaçak konumdaki sanıklar hakkında yargılama yapılabileceğini ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkum edilemeyeceğini düzenleyen fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan karara göre, Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi, hırsızlık suçundan açılan bir davada CMK’nın 247. maddesinin 3. fıkrasındaki, “Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkumiyet kararı verilemez.” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği iddiasıyla Yüksek Mahkemeye başvuruda bulundu.

Başvuruda, iptali istenen hükmün sanığın yokluğunda kovuşturma yapılmasına imkan tanıdığı, bunun duruşmada hazır bulunma ve dolayısıyla adil yargılanma haklarını sınırladığı, yine sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında “ceza verilmesine yer olmadığına” veya güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilebileceğinin öngörüldüğü, mahkumiyet dışındaki bu kararların sanığın hukuki sorumluluğunun devam etmesine ve kişinin dezavantajlı duruma düşürülmesine neden olduğu ileri sürüldü.

Başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme fıkranın iptaline, iptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.

Kararın gerekçesinden

Yüksek Mahkemenin kararında, kişinin kaçak olduğuna karar verilebilmesi için şüpheli veya sanığa öncesinde usulüne göre tebligat yapılmış olması gerektiği, tebligata uyulmaması nedeniyle verilen zorla getirme kararının da yerine getirilememesi ve çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın konutunun kapısına asılmak suretiyle ilanının gerektiği bildirildi.

Sanığın hakkında hüküm verilmeden önce yargılamadan haberdar olması halinde, duruşmalara katılarak yokluğunda yapılan işlemlerin tekrarlanmasını isteyebileceği ifade edilen kararda, kaçak sanık hakkında yargılama sonunda mahkumiyet dışındaki hükümlerden “ceza verilmesine yer olmadığı” ve “güvenlik tedbirleri” kararlarının verilebilmesinin de mümkün olduğuna dikkat çekildi.

Kararda, eylemin suç teşkil eden bir haksızlığı oluşturduğunun belirlendiği ancak ceza verilmesine yer olmadığına hükmedildiği durumlarda sanığın Anayasa’nın 38. maddesinde öngörülen masumiyetinin ortadan kalktığı, güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi halinde ise masumiyetin ortadan kalkmasının dışında ayrıca yaptırıma maruz kaldığı belirtildi.

Bu yönüyle kaçak durumdaki sanığın dezavantajlı konuma düşebildiği ifade edilen kararda, “Yargılamadan kaçan sanığın yokluğunda mahkumiyet de dahil hüküm verilmesi, ilke olarak tek başına anayasal düzeyde adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturmayacaksa da sanığın suç isnadı konusunda yeterince bilgilendirilmediğinin anlaşıldığı durumlarda, yokluğunda verilen hükme karşı ilk derecede veya kanun yolunda yeni bir değerlendirme yapılmasını isteme imkanına sahip olması gerekmektedir.” ifadeleri yer aldı.

Yüksek Mahkemenin kararında şu değerlendirmede bulunuldu:

“Hakkında ceza verilmesine yer olmadığı ya da güvenlik tedbiri uygulanması gibi aleyhe sonuçlar doğurabilecek nitelikte karar verilen kaçak sanığın yargılamadan kaçma niyetinin bulunmadığını ve/veya duruşmada hazır bulunma ve savunma hakkından feragatin şartlarının oluşmadığını öne sürerek yeniden değerlendirme yapılmasını, yargılamanın yenilenmesini talep etme imkanını güvence altına alan etkili bir usule ilişkin yolun kanunda yer almadığı anlaşılmaktadır. Kaçak sanık hakkında aleyhe sonuçlar doğurabilen mahkumiyet dışındaki bu tür kararlar bakımından sanığın yargılamadan kaçmadığını veya duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmediğini öne sürerek yeniden değerlendirme yapılmasına dair güvence bulunmaksızın sorgusu yapılmadan davanın bitirilebilmesine imkan tanınması adil yargılanma hakkına orantısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’ya aykırıdır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir