Uzmanlar, günde 8 saatten fazla hareketsiz kalan bireylerin demans riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku alışkanlıkları, beyin sağlığını koruma konusunda son derece önemli bir rol oynamaktadır. Hakan Kaplan’ın 11 Nisan 2026 tarihli haberine göre, Kanada’daki York Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir çalışma, günlük yaşam alışkanlıklarının demans gelişimine olan etkilerini detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, bu araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken, düzenli fiziksel aktivite ile demans riski arasında önemli bir ilişki olduğunu vurguladı. “Araştırma bulgularına göre, düzenli egzersiz yapan bireylerde demans riski yaklaşık yüzde 25 oranında daha düşük. Fiziksel aktivite, yalnızca kas ve kalp sağlığı için değil, aynı zamanda beyin fonksiyonlarının korunmasında da kritik bir öneme sahip” dedi.
Araştırmada hareketsiz yaşam tarzının demans riski üzerindeki etkileri de incelendi. Doç. Dr. Üstel, “Günlük 8 saatten fazla oturarak geçirilen zaman, demans riskini yaklaşık yüzde 27 oranında artırabiliyor. Özellikle masa başı çalışanlar için gün içinde düzenli olarak hareket etmeleri ve fiziksel aktiviteleri yaşamlarının bir parçası haline getirmeleri son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.
Ayrıca uyku süresinin beyin sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Üstel, “İdeal uyku süresi 7-8 saat olarak belirlenmiştir. Günde 7 saatten az uyuyan bireylerde demans riski yaklaşık yüzde 18 oranında artıyor. 8 saatten fazla uyuyanlarda ise risk yine gözlemlenebiliyor. Bu nedenle dengeli bir uyku düzeni, beyin sağlığını korumak için kritik bir faktördür” dedi.
Demansın gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzının da belirleyici unsurlar arasında olduğunu belirten Üstel, “Düzenli egzersiz yapmak, uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınmak ve sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak, demans riskini azaltmada önemli değiştirilebilir faktörlerdir. Orta yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını korumaya yardımcı olabilir” şeklinde konuştu.